Türkiye Cumhuriyeti

Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği

Bilgi Notları

Türkiye ve Birleşmiş Milletler arasındaki ikili ilişkiler , 25.03.2016

Türkiye ve Birleşmiş Milletler

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 1963 tarihli 1991(XVIII), 1971 tarihli 2847(XXVI) ve 1978 tarihli 33/138 sayılı kararlarında belirtilen amaçlar için Birleşmiş Milletler içinde coğrafi gruplar geliştirilmiştir.

Buna göre, Birleşmiş Milletler'de, i) Afrika Ülkeleri, ii) Asya Ülkeleri, iii) Doğu Avrupa Ülkeleri, iv) Latin Amerika ve Karayip Ülkeleri ve v) Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler-WEOG olmak üzere toplam beş coğrafi grup bulunmaktadır. Türkiye hem WEOG, hem Asya Grubu’nun çalışmalarına katılmakla birlikte, seçimler sözkonusu olduğunda sadece WEOG üyesi olarak addedilmektedir.

Türkiye ve Güvenlik Konseyi

Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda 17 Ekim 2008 tarihinde yapılan seçimlerde 2009-2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmiştir.  

Türkiye Genel Kurulda kullanılan oyların %80’ini, 151 oy alarak 1996 yılından bu yana geçici üyelik için yapılan üçlü bir yarışta alınan en yüksek oya ulaşmıştır.

Türkiye’ye verilen destek belli bir coğrafyaya kümelenmemiş, aksine Afrika’dan Asya’ya, Latin Amerika’dan Pasifik ve Karayip ülkelerine, Balkanlar’dan Ortadoğu’ya tüm dünya coğrafyasına yayılmıştır.

48 yıldır Güvenlik Konseyinde görev yapmayan Türkiye (1951-1952, 1953-1955 dönemlerinde ve son olarak da 1961 yılında Polonya ile paylaşma sonucunda bir yıllık üyelik) gerek bölgesel ve uluslararası alanda, gerek ülkemize uzak bölgelerde barış, istikrar ve güvenlik adına önemli sorumluluklar üstlenmekte, uluslararası sorunların çözümüne doğrudan veya dolaylı olarak katkıda bulunmakta ve yaşanan afet ile buhranlar karşısında artan şekilde insani ve teknik yardımda bulunmaktadır. Türkiye’nin Güvenlik Konseyine seçilmesi, bu çok yönlü açılımların ve uluslararası politikada artan görünürlüğünün bir sonucu ve uluslararası toplumun ülkemize duyduğu güvenin bir göstergesidir.

Türkiye, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği boyunca, etkin çok taraflılık ile uluslararası barış ve güvenliğin güçlendirilmesine; terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı ve organize suçlarla mücadeleye; kalkınmaya ilişkin konulara uluslararası toplum tarafından daha geniş yer verilmesine; uluslararası hukuk temelinde şekillenecek bir uluslararası düzene ulaşılmasına ve kültürlerarası diyaloga önemli katkılarda bulunmayı amaç edinmiştir.

Üyeliğimizin başladığı ilk günlerde Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler karşısında Güvenlik Konseyi içinde gösterdiğimiz aktif ve yapıcı tutum, yukarıda özetlenen yaklaşımımızın ilk somut örneğini teşkil etmiştir.

BM Güvenlik Konseyi içindeki görev dağılımına göre 2009 yılında Kuzey Kore Yaptırım Komitesi ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti Yaptırım Komitesinin başkanlığını yürütmüştür. Türkiye, 2010 yılında Kuzey Kore Yaptırımlar Komitesi Başkanlığı’nı sürdürmüş, ayrıca Afganistan konusunun koordinatörlüğünü ve Terörizmle Mücadele Komitesinin başkanlığını devralmıştır.

Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliği çerçevesinde, 2009 Haziran ve 2010 Eylül aylarında Konsey’in dönem başkanlığını deruhte etmiştir.

Kuzey Kore’nin 2009 yılında nükleer silah ve uzun menzilli füze denemeleri gerçekleştirmesini izleyen bir dönemde başlayan ilk Dönem Başkanlığımız, dünyanın değişik bölgelerinde çatışmaların sürdüğü veya başgösterdiği, dolayısıyla, Konsey’in ortaya süratli, etkin ve kararlı bir tavır koymaya en fazla ihtiyaç duyduğu bir ortama tesadüf etmiştir.

BMGK Dönem Başkanlığımız süresince çok sayıdaki ülkede mevcut durum ele alınmış veya gözden geçirilmiş, ayrıca, Birleşmiş Milletler’in uluslararası barış ve istikrarı sağlama ve sürdürme faaliyetlerinin daha da ileri bir noktaya taşınmasına yardım amacıyla, silahlı çatışmalarda sivillerin korunması ve barışı koruma konularında geniş katılımlı  tematik toplantılar düzenlenmiştir.

BMGK’nın Haziran ayı boyunca yürüttüğü yoğun çalışmaların sonuçları yalnızca kararlar şeklinde tecelli etmemiştir. Konsey, farklı konularda tebliğler (communiqué) ve basın açıklamaları benimsemiş, sözkonusu açıklamalar Dönem Başkanı sıfatıyla Türkiye tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. 

BMGK Dönem Başkanlığımız çerçevesinde Sayın Bakanımız, Konsey’in 4 ve 18 Haziran 2009 tarihli toplantılarına Başkanlık etmiştir. Bu toplantılarda, sırasıyla, Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri’nin 2009 ilk yarıyıl raporları ve BM Genel Sekreteri’nin Irak hakkındaki dönemsel raporu ele alınmıştır.

BMGK Dönem Başkanlığı’nı ikinci kez üstlendiğimiz 2010 Eylül Ayı’nda ise BMGK Dönem Başkanlığımızın Genel Kurul genel görüşmelerinin cereyan ettiği döneme rastlaması nedeniyle 23 Eylül 2010 Perşembe günü „Barışı koruma – Barışı inşa“ konulu bir Zirve toplantısı düzenlenmiş, ayrıca, 27 Eylül 2010 tarihinde terorizmle mücadele konulu bir tematik oturum tertiplenmiştir. Sırasıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımızın başkanlık ettikleri mezkûr oturumlarda Konsey birer Başkanlık Açıklaması kabul etmiştir.

Ülkemiz BMGK Dönem Başkanlıklarını şeffaf, dengeli, etkin, adil ve hakkaniyetli bir biçimde yerine getirmiştir.

Türkiye ve BM Genel Kurulu

BM reformu çerçevesinde, Genel Kurul'un siyasi ağırlığının pekiştirilmesi, gündem konularında daha etkin görüşmeler yapılması, gündemin daha sınırlı ancak daha içerikli konulara hasredilmesi gibi önlemler halen görüşülmekte olup, bu bağlamda Genel Kurul'un gündemini tespit eden Genel Komite'nin, Genel Kurul'un çalışma yöntemlerinin etkinleştirilmesinde daha aktif bir rol üstlenmesi gereği üzerinde durulmaktadır.

Türkiye de Genel Kurul'un reforme edilmesine ilişkin müzakerelerde aktif bir tutum izlemektedir. Ülkemiz, Genel Kurul Özel Oturumlarının (Orta Doğu, Çocuk, Sosyal Kalkınma, vs.) giderek artan sayısı ışığında, Genel Kurul olağan gündeminin daha iyi düzenlenmesi ve Genel Kurul, Güvenlik Konseyi ve Ekonomik ve Sosyal Konsey'in birbirlerine daha özlü katkılar yapacak şekilde ve eşgüdüm halinde çalışmalarının sağlanması gerektiği görüşündedir.

Devletlerin Birleşmiş Milletlere uluslararası sistemdeki ağırlıklarıyla orantılı zorunlu ve gönüllü katkı sağladıkları bir ortamda, ülkemiz Birleşmiş Milletlere uluslararası ağırlığıyla mütenasip bir şekilde maddi katkı sunmaktadır.

Birleşmiş Milletler 65’inci Genel Kurul genel görüşmeleri 23-30 Eylül 2010 tarihlerinde New York’da yapılmıştır. BM üyesi 192 ülkeden 140’dan fazlasının Devlet/Hükümet Başkanı düzeyinde temsil edildikleri Genel Kurul genel görüşmelerinin hemen öncesinde, Binyıl Kalkınma Hedefleri doğrultusunda katedilen mesafenin gözden geçirilmesine yönelik bir Zirve düzenlenmiştir.

Ülkemiz bu yılki BM Genel Kurulu genel görüşmelerine Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan, Sayın Bakanımız ve Çevre ve Orman Bakanı Sayın Veysel Eroğlu’nun da yer aldıkları bir heyetle katılmıştır.

Sayın Cumhurbaşkanımız, Binyıl Kalkınma Hedeflerine ilişkin Zirve’ye hitap etmişler, anılan Zirve kapsamında düzenlenen Yuvarlak Masa toplantılarından „Yoksulluk, Açlık ve Cinsiyet Eşitliği Alanlarındaki Sorunlarla Mücadele“ temalı olanının eş-Başkanlığını yürütmüş, BM Genel Kurulu’na hitapta bulunmuş, BM Güvenlik Konseyi’nin Zirve Toplantısına Başkanlık etmiş ve çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirmiştir.

Türkiye ve Ekonomik ve Sosyal Konsey (EKOSOK)

Batı Avrupa ve Diğerleri Grubunda mevcut rotasyon sistemi uyarınca, son olarak 1 Ocak 2004-31 Aralık 2006 tarihleri arasında BM sisteminin temel organlarından biri olan EKOSOK’da yer almış olan Türkiye 2010 yılında Konsey’de yeniden görev yapmıştır. Ülkemiz, EKOSOK üyesi olarak ekonomik ve sosyal konularda BM'nin görüş ve tutum belirleme çalışmalarında aktif rol almakta, ayrıca EKOSOK şemsiyesi altında yapılan seçimlerde oy kullanmaktadır.

Medeniyetler İttifakı

Türkiye ve İspanya’nın ortak sunuculuğunda başlatılan ve Batı ile İslam dünyası arasında görülen kutuplaşma ve diyalog eksikliğinin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmayı amaçlayan Medeniyetler İttifakı, uluslararası toplumdan büyük ilgi görmüş ve bir BM girişimi haline gelmiştir. İttifak, kültürler arasında karşılıklı saygı ve anlayışı güçlendirmeye yönelik gayretleriyle artan bir görünüm kazanmış ve bu alanda öndegelen girişim olma özelliğini kazanmıştır. 

BM çatısı altında kurulan Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu toplam 122 ülke ve uluslararası örgütü bünyesinde barındırmaktadır. Dostlar Grubu üyeleri, İttifakın ilke ve hedeflerinin hayata  geçirilmesine yönelik birer plan hazırlamaya ve uygulamaya koymaya teşvik edilmektedirler. Bu meyanda ülkemizce hazırlanan Ulusal Stratejimiz, Prof. Dr. Mehmet Aydın’a bağlı Devlet Bakanlığımızın gözetimi altında çeşitli kurum ve kuruluşlarımızın yapmakta oldukları katkılar çerçevesinde uygulanmaktadır.

İlki Madrid’de gerçekleştirilen Forum’un ikincisi 6-7 Nisan 2009 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenmiştir. Foruma, beş Devlet ve Hükümet Başkanı, bir Meclis Başkanı, 25 Dışişleri Bakanı, 10 diğer Bakan ve 12 uluslararası kuruluşun en üst düzey yetkilisi katılmıştır. Medeniyetler İttifakının kültürlerarası diyalog alanındaki başlıca uluslararası girişim olma niteliği İstanbul Forumu sırasında bir kez daha teyit edilmiştir. İstanbul Forumu ile birlikte kurumsallaşma sürecini tamamlayan Medeniyetler İttifakı’nın uygulamaya yönelik adımlar atması hususunda mutabık kalınmıştır.

İstanbul Forumunda alınan kararlardan biri de İttifakın öncülük ettiği küresel değerlerin yerel düzeyde de yayılmasını sağlamak amacıyla bölgesel stratejiler oluşturulmasına gayret edilmesi olmuştur. Bu kapsamda yürütülen çalışmalar sonucunda 14 Aralık 2009 tarihinde Saraybosna’da yapılan toplantıda "Güneydoğu Avrupa ülkeleri arasında Kültürlerarası Diyalog ve İşbirliğine ilişkin Medeniyetler İttifakı Bölgesel Stratejisi" ve Saraybosna Bildirisi kabul edilmiştir.

İstanbul Forumu, kültürlerarası diyalog çabalarında Türkiye'nin öncü rolünün ve vazgeçilmezliğinin pekiştirilmesinin yanısıra, ülkemizin tanıtımı ve görünürlüğümüzün artırılması bakımından da yararlı olmuştur.

28-30 Mayıs 2010 tarihlerinde Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde gerçekleştirilen Medeniyetler İttifakı III. Forumu, İttifak’ın küresel erişimini göstermek bakımından önemli bir kilometre taşı olmuştur. Foruma Latin Amerika ülkelerinden yoğun ilgi olmuş, bu çerçevede gençler, sivil toplum örgütleri ve medya mensuplarının görüş alışverişinde bulunmalarına imkan tanıyan çeşitli oturumlar düzenlenmiştir. Forum bünyesinde ilk defa olmak üzere parlamenterlerin de biraraya geldiği özel bir oturum gerçekleştirilmiştir.

Bir sonraki Medeniyetler İttifakı Forumu’nun Aralık 2011’de Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.  

Türkiye, tarihsel temellere dayanan uluslararası sorumluluğunun da bilinciyle, İttifakın karşılıklı anlayış ve saygı ortamını güçlendirme çabalarına katkıda bulunmayı sürdürecektir.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Barış Güçlerine Katkı ve Yaklaşımları

Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonları ilk kez 1948 yılında BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararla, Orta Doğu’da ateşkesin muhafazası için oluşturulmuş, böylece çatışmaların önlenmesi ve kriz yönetimi için önemli bir araç olarak gündeme gelmiştir.

Aradan geçen zaman içinde, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, çatışmaların doğasında meydana gelen değişikliklere paralel olarak, Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonlarının kapsamı, amaçları, niteliği değişmiş ve genişlemiştir. Çatışmaların önlenmesinden kalıcı barışın sağlanmasına kadar uzanan geniş bir yelpazedeki faaliyetler bu operasyonların içine dahil edilmiştir. Askeri birliklerin yanısıra önemli sayıda sivil personel de operasyonlara katılmaya başlamıştır.

Barışı Destekleme ve Koruma Operasyonları uluslararası barış ve istikrarın korunmasında uluslararası toplumun elindeki en önemli araçlardan biri olma özelliğini sürdürmektedir.

Türkiye, Kore Savaşı'ndan bu yana BM'nin barışı koruma çabalarına özverili ve somut katkılarda bulunmuştur.

2010 Kasım ayı sonu itibariyle dünyanın çeşitli yerlerine konuşlandırılmış BM barış operasyonlarına ülkemiz 498 askeri personel ve 156 polisle katkıda bulunmaktadır. Türkiye, toplam katkı açısından 192 ülke arasında 31. sırada, polis ve askeri personel katkıları bakımından ise sırasıyla 20. ve 33. sırada yer almaktadır. Sivil polis katkısı bakımından ise 16. sırada bulunmaktadır. (Türkiye, BM’nin doğrudan gerçekleştirdiği operasyonlar dışında Afganistan, Bosna-Hersek, Kosova gibi dünyanın çeşitli yerlerinde konuşlanmış NATO ve AB barış operasyonlarına askeri personel, sivil polis ve jandarma ile katkıda bulunmaktadır.)

Türkiye, BM misyonlarının bütçelerine ve bu misyonların barışı tesis etme ve yeniden imar faaliyetlerine kaydadeğer maddi katkılarda da bulunmaktadır. Bu kapsamda ülkemiz, Kosova’nın yanı sıra Afganistan’da da yeniden imar projelerine maddi kaynak tahsis etmiştir.

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Hazır Barış Gücüne Katkısı

Birleşmiş Milletler, uluslararası barış ve güvenliğe bir tehdit vaki olduğu takdirde derhal barış gücü harekatı düzenleyebilme kabiliyetini kavuşmak üzere BM Hazır Barış Gücü Düzenlemeleri Sistemi'nin (United Nations Standby Arrangements System) kurulmasını öngörmüştür.

Türkiye, Mayıs 1997'de anılan Sistem'e bir tabur görev kuvveti tahsis etmek suretiyle katılacağını, Ocak 1999'da İçişleri Bakanlığımızın da 100 kişilik bir güçle anılan Sistem'e katkıda bulunmayı öngördüğünü BM Yazmanlığı'na bildirmiştir.

Türkiye, BM barışı koruma operasyonlarına yaklaşımı kapsamında 14 Haziran 2000 tarihinde BM ile bir Ortak Niyet Beyanı imzalayarak, BM Hızlı Müdahale Sistemi’nin bir parçası olan Hazır Barış Gücü’ne dahil olmuş ve bu sistemdeki yerini kurumsallaştırmıştır. Ülkemiz, sisteme katılan 33’üncü ülke olmuştur.

Türkiye, bu niyet beyanıyla BM Şartı esaslarına göre BM barış misyonlarına 14 ila 30 gün içerisinde konuşlandırılmak üzere Silahlı Kuvvetlerimizden ve emniyet mensuplarımızdan yaklaşık bin kişilik bir personeli BM barış misyonlarına göndermeyi taahhüt etmiştir. Birlik ve personel gönderme kararı, Türkiye’nin inisiyatifinde bulunmaktadır. BM’nin vaki güç taleplerinin karşılanıp karşılanmaması her seferinde Hükümetimizin vereceği kararla belirlenecektir.