Birleşmiş Milletler – Kadının Statüsü Komisyonu – 55. Oturum Açılış Konuşması

Emine Erdoğan 22.02.2011
Sayın Başkan,
Çok değerli üyeler,
Değerli hanımefendiler, beyefendiler...

Sizleri içtenlikle selamlıyor; Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu'nun 55’inci Oturumu’na başarılar diliyorum.

Birleşmiş Milletler’de, siz seçkin üyelere ve katılımcılara hitap etmekten büyük memnuniyet duyduğumu ifade etmek istiyorum.

Kadının Statüsü Komisyonu 55’inci Oturumu’nda, “kadınlar ve kızların eğitime, meslek içi eğitime, bilime, teknolojiye, tam istihdama ve uygun işlere erişimleri ve katılımlarının desteklenmesi" konusunun öncelikli tema olarak seçilmesini son derece isabetli bulduğumu ifade ediyor; oturum sonucunda tüm dünya kadınları için hayırlı sonuçlar çıkmasını diliyorum.

Yine, Birleşmiş Milletler’de bir Kadın Birimi’nin oluşturulmasını ve faaliyete geçmesini heyecan verici bulduğumu belirtmek isterim.

Kadın Birimi’nin sorumluluğunu Bayan Michelle Bachelet’in üstlenmiş olmasından ayrıca büyük memnuniyet duydum. Kendisini kutluyor ve yürekten destekliyorum.

Sayın Başkan,
Çok değerli katılımcılar...

Ulaşım ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, mesafelerin kısalmasına, büyük dünyamızın küçük ekranlardan evimize kadar girmesine yol açtı.

100 yıl önce, sadece kendi şehrini, kendi ülkesini izleyebilen insanoğlu, bugün artık dünyanın en ücra köşelerini dahi izleyebiliyor ve oralardan anında haberdar olabiliyor.

Öğrenmek ve bilmek, insanı aydınlatır.

Ama, altını çizerek ifade etmek isterim ki, öğrenmek, bilmek, görmek ve haberdar olmak, insanı aydınlattığı kadar, sorumluluğunu da artırır.

İnsan, yaşananları sadece mantık penceresinden de izleyebilir, gönül penceresinde de izleyebilir. Eğer dünyanın dört bir yanında meydana gelen olayları hem aklımızla, hem kalbimizle izler ve yüreğimizin derinliklerinde hissedersek, sorumluluğumuz da çok farklı olur.

Hergün, televizyon ekranlarından, bilgisayar ekranlarından izlediğimiz, gazete sayfalarından okuduğumuz trajediler, takdir edersiniz ki, bir film stüdyosundan değil, yeryüzünün gerçek sahnesinden bizlere yansıyor.

Şu anda, biz bu toplantıyı gerçekleştirirken, aynı anda yeryüzünün bir yerlerinde bebekler ölüyor, çocuklar ekmek, ilaç ve oyuncak için ağlıyor, kadınlar şiddete maruz kalıyor.

Kuzey Yarımkürede bir yerlerde, bir kadın, çok pahalı bir süs eşyası için pazarlık yaparken, Güney’de bir başka kadın, çocuğuna bir dilim ekmek bulabilmek için çırpınıyor.

Ne yazık ki, televizyonlarımızı, bilgisayarlarımızı kapattığımızda, şahit olduğumuz manzara gözlerimizin önünden giderken, kadının dramı, trajedisi, acısı ve çığlığı sona ermiyor, gözyaşı dinmiyor.

Ben Bangladeş’te, sokakta geceleyen, sabah, özürlü evladına çöplükten ekmek kırıntısı toplayan anneler gördüm.

Pakistan’da, sel felaketinde, ailesinin tüm fertlerini yitiren, yoksulluk içindeki yaşamına bir de yalnızlığı ekleyen kadınlara şahit oldum.

Saraybosna’da, sistematik şiddet uygulanan, insanlık onurlarına insafsızca saldırılmış kadınlar tanıdım.

Irak’ta, ellerinden eşleri, ellerinden çocukları, ellerinden gelecekleri alınmış kadınlara tanık oldum.

Gazze’de, Kudüs’te, Ramallah’ta, umutları, sesleri, nefesleri, insani hakları çalınmış; yavruları fosfor bombalarıyla katledilmiş, gözyaşları dahi, sinirleri dahi alınmış kadınlar gördüm.

Evet... Eminim ki, en az benim kadar sizler de, hakları, umutları, gelecekleri, hatta isimleri ellerinden alınmış nice kadınlar gördünüz, nice hanımlar tanıdınız.

Kadınların çıkarmadığı ve kadınların sürdürmediği savaşlarda, en önce kadınların, en önce çocukların hedef tahtasına yerleştirildiği bir dünyada yaşıyoruz.

Şunu umutla ifade etmek durumundayım... Bugün artık kadınlar, ne ekmek, ne de merhamet istiyorlar.

Bugün, dünyanın her yerinde kadınlar, haklarını, en temel insani haklarını, eğitim haklarını, çalışma haklarını, eşitlik haklarını istiyorlar.

Kadınlar, her zamankinden çok daha fazla öğrenmek, bilgilenmek istiyor, kendileri için, çocukları için, gelecek nesiller için artık daha fazla eğitim istiyorlar, hayatın her alanınki etkinliklerde daha fazla söz sahibi olmak istiyorlar.

Kadınlar, hibe değil, sadaka değil; insan onuruna yaraşır bir şekilde varolma hakkı istiyor ve artık çok daha güçlü şekilde bunun için mücadele veriyorlar.

Henüz katedeceğimiz uzun bir mesafe olduğunu, henüz aşmamız gereken büyük engeller, elde etmemiz gereken daha fazla insani hak olduğunu biliyoruz.

Ama yine bugün, dünyanın her yerinde sesini yükselten, örgütlenen, bilinçlenen ve aydınlanan kadınlar sayesinde, şafağın da her zamankinden daha yakın olduğunu biliyoruz.

Sayın Başkan,
Değerli katılımcılar...

Türkiye’de, kadınların, eşitlik mücadelesinde, ekonomik, sosyal ve siyasal alanlarda daha etkin olma mücadelesinde örnek bir atılım sergilediklerini ifade etmek isterim.

Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan, anayasal ve parlamenter demokrasiyi başarıyla uygulayan, demokratik standartlarını her geçen gün yükselten, Avrupa Birliği ile katılım müzakerelerini yürüten Türkiye, bölgesinde olduğu kadar, küresel ölçekte de etkinliğini artırıyor, dikkatleri üzerine çekiyor.

Kadına ve kadın haklarına, kadınların eğitimine ve çalışmasına yönelik tarihî ön yargıları tek tek geride bırakıyor; yerel ile evrenseli buluşturan bir anlayışla hareket ediyor.

Sadece son 8 yılda, ülkemde, 160 bin yeni derslik inşa edildi, 80 yeni üniversite kuruldu, yurtlar, eğitim merkezleri, kurslar, öğrencilere ve ailelerine yönelik maddi destekler sayesinde okullaşma oranı yüzde 100 oranına çok yaklaştı.

Benim bizzat öncülüğünü yaptığım bir kampanya ile, ülke genelinde 350 bin kadın ve kız çocuğu okulla buluştu, okuma yazma öğrendi.

Burada, tüm ülkeler için model olabileceğine inandığım bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak isterim.

Türkiye’de, son dönemde, demokrasinin standartları yükseldikçe, halk ile devlet arasındaki güven bunalımı ortadan kalktı.

Geçmişte, kendisi ile okul arasında, kendisi ile eğitim arasında mesafe gören aileler, oluşan güven ortamıyla birlikte çocuklarını, özellikle de kız çocuklarını okula göndermeme tavrından hızla vazgeçtiler.

Kız çocuklarını uzak şehirlere göndermek istemeyen aileler, şehirlerine kurulan okul ve üniversitelere çocuklarını güven içinde göndermeye başladılar.

Ülkemde şu anda, özellikle eğitim noktasında yürütülen kampanyalar, geleceğin annelerini eğitiyor ve gelecek nesiller adına umut verici bir tabloyu müjdeliyor.

Eğitimle birlikte, siyasal, sosyal ve ekonomik haklarda her geçen gün iyileştirmeler yapılıyor.

En son, 2010 yılında gerçekleşen bir Anayasa değişikliği ile, kadın hakları geliştirildi, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması güvence altına alındı.

1934 yılında, dünyada örneği çok azken, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı. Bu minval üzerine bugün de, kadınların siyasette daha aktif rol alması destekleniyor, parlamentoda, siyasetin genelinde kadınların aktif rol alması teşvik ediliyor.

2009 yılında Ulusal Parlamentomuzda kurulan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, uluslararası gelişmeleri de izleyerek, kadın erkek eşitliğini yasal düzenlemelerle kayıt altına alıyor.

Standartları ilerleyen bir demokrasi içinde, kadına yönelik şiddete hiç bir şekilde tolerans gösterilmiyor, bu noktada alınan önlemlerle birlikte ağır cezai şartlar da kararlılıkla uygulanıyor.

Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmeliyim ki, Türkiye, Bin Yıllık Kalkınma Hedefleri arasında yer alan cinsiyet eşitliği ile kadın ve kız çocuklarının eğitim hakları alanında önemli yol almış, 2015’te ulaşılması gereken hedeflerin çoğuna bugün ulaşmış bir ülkedir.

Sayın Başkan,
Değerli katılımcılar,

Birleşmiş Milletler, küreselleşen dünyanın bir umudu olarak ortaya çıkmıştır.

Kadının Statüsü Komisyonu da, aynı şekilde dünya kadınlarının bir umudu olarak faaliyet göstermektedir.

Burada alınacak kararların, yeryüzünün her köşesindeki, ezilmiş, dışlanmış, ayrımcılığa maruz kalmış, şiddete maruz kalmış kadınlara, en azından onların kız çocuklarına umut vermesini canı gönülden temenni ediyoruz.

Bu yönde desteğimizi vermeye, tecrübelerimizi sizlerle paylaşmaya her an hazır olacağız.

Bana, bu seçkin topluluğa hitap etme fırsatı verdiğiniz için sizlere en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye’nin tüm kadınlarının samimi selamlarını sizlere ve ülkelerinizdeki kadınlara iletiyor, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim.